Monday, June 20, 2005

Dune

J.R.R Tolkien’in fantazi edebiyatının (ki bilim kurgu ile birçok ortak noktası vardır ancak bilimkurgu okurlarını ‘olabilecek hayaller’ evreninde dolaştırırken fantazi ‘keşke olsaydı’ evreninde okurlarını bağlar) doruğu olan ‘Yüzüklerin Efendisi’ ile ortaya koyduğu meydan okumaya bilimkurgu edebiyatının cavabı belki de Frank Herbert’in Dune kitabıdır. Dune’un evreni de kısmen fantazi edebiyatın evrenine benzer, dükler, baronlar, imparator, cadılara karşılık gelebilecek Bene Gesserit’ler, büyücü Merlin’e benzer mentatlar, kılıç ustaları...

Dune’un dilinde belki ingiliz dili edebiyatı profesörü olan J.R.R Tolkien’in edebi güzelliği yoktur ancak Dune’da Yüzüklerin Efendisi’inde olmayan birşey vardır. Romanın candamarı olan bu gezegen, Dune için bir ekoloji oluşturmuştur. Herbert’in şu ana kadar bildiğimiz insanlığın kültür birikimini ve dinlerini geleceğe, sanki zamanın değişimini yükleyerek taşımıştır. Politika, entrikalar bize şu anda yaşanan dünyanın yansıması gibi görünür. Yüzüklerin Efendisi’ndeki siyah beyaz iyi kötü ayrımı, çocuksu fedakarlık ve arkadaşlık burada yoktur.Burada insanlık gelecekteki hali böyle olabilir mi sorusunu çok rahat düşündürür.




Çöken ve yozlaşan bir imparatorluğun büyük güçlerine ve diğer büyük güç odaklarına karşı haksızlığa uğramış, ailesi hileyle yokedilmiş ama olağanüstü yetenekleri olan (sanki Nietzsche’nin Übermensch’i) soylu bir gencin (Paul Aetrides), bir çöl gezegeninde zorluklarla bilenmiş, haksızlığa uğrayan ve küçük görülen ve büyük hayalleri olan (gezegenlerini bir su gezegenine çevirmek) bir halka (Fremenler) liderlik ederek imparatorluğu elegeçirmesi... Hikaye bu... Bize oldukça tanıdık geliyor, sanki tarihten bir sahne.. Frank Herbert İslam’ın yayılmasını düşünmüş olmalı.. Fremenler kitaptaki dilleri, adetleri hatta dinleri (Zen sünni) ile Araplar’a (örnekler için, çeviride bir kısmı İngilizce söyleniş şekilleriyle bırakıldığı için bazıları anlaşılamıyor ), Paul Atreides’ın Kwisatz Haderach (beklenen mesih) olması ile peygambere, karşılarındaki imparatorluk entrikaları ve güçleri ile Bizans’a benziyor. (Ama tarih bilimkurguda bile olsa tekerrürden ibaret değil midir?)

Dune, Yüzüklerin Efendisi’nden farklı olarak kalbimizden çok beynimize hitab ediyor. Belki Dune gibi bir gelecek bekliyor insanlığı...

1 comment:

bonafide said...

şu edebi başarısızlık olayı var ya dune'la ilgili söylediğin.. benim kitabı orijinalinden okuma şansım olmadı, ve türkçesinin de kötü çeviriye kurban gittiğini düşünürüm hep... belki de o kadar kötü değildir orjinali kimbilir...