Wednesday, June 17, 2009

Taşınıyoruz

Artık her konudaki yazılarımızı tek adreste yazma kararı aldık.
İlginizi çekebilir:

Gökhan Yorgancıgil

Friday, June 12, 2009

Çocuk Ruhu



"The secret of genius is to carry the spirit of childhood into maturity."

Dehanın sırrı çocukluğun ruhunu yetişkinliğe taşımaktır.

- T. H. Huxley

Monday, May 25, 2009

Asimov'un Zararsız Robotları Nasıl Oldu Da Katile Dönüştü?

Asimov’un son derece yalın bir buluşu olan robotiğin üç yasası, bilimkurguyu etkisi altına alan katil robot klişesinden bizleri de bilimkurguyu da kurtarmıştı. Fakat yine de “katil robot”ların ölümcül cazibesine karşı bizi sonsuza dek koruyamadı.

Üç robot yasasını hatırlayalım (bu yasaları yazılı olarak görmekten usanmayacağım):
1- Bir robot bir insana zarar veremez ya da harekete geçmeyerek zarar görmesine izin veremez.
2- Bir robot verilen emirlere uymak zorundadır, bu emirler Birinci Yasa’yla çelişmedikleri sürece…
3- Bir robot, Birinci ve ya İkinci Yasa’yla çelişkili olmadığı sürece kendi varlığını korumalıdır.

Asimov’un üç robot yasası, robotları Frankenstein kompleksinden uzak tutmayı başarmıştı. Bu sık rastlanan klişe robotların ayaklanıp efendilerine karşı sınırsız bir öfke duymaları ve yok etmek için var güçleriyle savaşmaları demekti. Asimov’un kısa hikayelerinde robotlar insanla birlikte çalışan karmaşık fonksiyonlu koruyuculardı, insanın hizmetinde bulunuyorlardı ve sonuçta sadece birer “araç”tan ibaretti. Robotların ölümcül tehdit olmaması tahmin edileceği üzere çok daha geniş dramatik etkiler doğurabiliyordu.


Öte yandan Matrix ve Terminator filmlerindeki ölümcül yapay zeka betimlemelerine bakacak olursak, Asimov ve ortaya attığı sorular, Frankenstein kompleksini bilimkurgudan tamamen temizleyemedi. İşin aslı, Asimov’un çalışmalarına değinmeden yapılacak bir robotlar ve bilimkurgu konulu tartışma eksik kalacaktır.


Sunday, August 10, 2008

Orson Welles ve Dünyalar Savaşı

30 Ekim 1938 yılında Orson Welles, CBS Radyo'da, H.G. Wells'in Dünyalar Savaşı adlı eserini seslendirir. Ancak eseri sıradışı bir uyarlama olarak yayınlamak gibi bir isteği vardır Orson Welles'in... Bu radyo programının orijinal transkripti burada. Ayrıca Orson Welles'in bu oyunuyla birlikte başka radyo programlarının ses kayıtları da burada.... Tabi ingilizce olarak.

Saturday, July 26, 2008

Utopya-Distopya


Ütopya ve distopya sever misiniz? Burada hem bir liste var hem de oylama yapabiliyorsunuz. Oylamalar hoşunuza gitmese de eni konu bir liste. İncelemekte fayda var.

Wednesday, March 19, 2008

Arthur C. Clarke öldü


Eserleri arasında "2001: Uzay Macerası" da olan, ünlü bilim kurgu yazarı Sir Arthur Clarke 90 yaşında öldü.




Arthur Clarke, Stanley Kubrick'in yönettiği aynı adlı unutulmaz filmin senaryosunu da yazmıştı. Milyonlar satan 100'den fazla kitap yazan Clarke'ın, geçirdiği solunum rahatsızlığı sonucu Sri Lanka'da öldüğü açıklandı. Sir Arthur Clarke, iletişim uydularının icadına önemli oranda katkıda bulunmuş bir yazardı. Clarke, kendisiyle yapılan söyleşide, bu fikrin aklına nasıl geldiğini anlatmıştı.

"Televizyon yayınları ikinci dünya savaşından hemen önce başlamış ancak kısa süre içinde durmuştu. Yayınların kapsadığı alansa, dünyanın eğiminden dolayı sınırlıydı, 10-20 mili geçmiyordu. Ben de bunun üzerine bir şeyin farkına vardım: Eğer uzaya, içinde verici olan bir uydu yerleştirebilirseniz, dünyanın yarısına yayın yapabilirsiniz."

Arthur Clarke bu görüşünü içeren bir yazıyı Wireless World dergisine göndermiş, kendisine yazı karşılığı 5 sterlin ödenmişti. Yazı ise milyonlarca sterlinlik bir sektörün kapısını açmıştı. Clark, henüz 50'li yıllarda romanlarında uzay mekiklerinden, süper bilgisayarlardan, hızlı iletişimi sağlayan özel sistemlerden söz ediyordu.

1940'larda da, insanoğlunun 2000'e kadar aya ulaşacağını savunmuş, o dönem kimse kendisine inanmamıştı. Ay'a 1969'da ayak basıldı. Sir Arthur Clarke, 1956'da, sona eren evliliği sonrası Sri Lanka'ya yerleşmişti. En büyük zevkleri, scuba dalışı yapmak ve masa tenisi oynamak olmuştu. 1998'de, 13 yaşında bir kız cinsel tacizde bulunmakla suçlanmış, o nedenle kendisine şövalye ünvanı verilmesi ertelenmişti. Arthur Clarke suçlamayı reddetmiş, yapılan soruşturma sonucu aklanmasının ardından, 2000'de ünvanına kavuşmuştu. Clarke'ın ilerleyen yaşı ve çocuk felci sonrasının sendromları yüzünden bedeni güçsüzleşmişti.

Ünlü bilim-kurgu yazarı, ömrünün yaklaşık son 13 yılını çoğunlukla tekerlikli sandalyede geçirdi. Ancak 80'li yaşlarında dahi, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'yla, bilgisayar yazılım devi Microsoft, onun geleceğe yönelik vizyonunun ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordu.

Kaynak:
http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2008/03/080319_clarke.shtml

Tuesday, August 21, 2007

Kendi dışında düşünebilmek

...

Bilimkurgunun, salt saygı duyulur olma düzeyinden çok daha yükseklerde ataları vardır. Örneğin Homeros'un Odysseia'sı, bilimkurgu değil de nedir? Çok az insanın seyahat şansı olduğu günlerde, egzotik, gizemli ve heyecanlı öyküler için gerek duyulan ortamı Dünya'daki uzak ülkeler sağlıyordu. Şimdilerde yaşantılarımız, belki de fazlasıyla birbirine benziyor. O uzak mesafeler küçüldü ve toplumun yarattığı yapay eşitsizlikler azaldı. İnsan maddi anlamda hiç bu kadar iyi olmamıştı. Yine de bizi zengin kılan teknoloji dünyası, aynı zamanda kendine esir de ediyor bizi. Varlığımız; tiktaklarıyla, günü donuk bir monotonluğa bölen saat tarafından kontrol ediliyor.
...
Değişik canlı türleri arasında iletişimin mümkün olabileceği ortadadır. Alın size bilimkurguya mükemmel biçimde uygun bir konu. Yine de en azından bir yönden, konu neredeyse el sürmeden kalmıştır. Evet, insan ve diğer akıllı canlı türleri arasındaki teması konu ettiğini iddia eden bir sürü hikaye kaleme alınmıştır. Ama neredeyse dişe dokunur hiçbir şey başarılamamıştır. H.G. Wells'in yazdığı Gezegenler Savaşı, bu türde yazılmış hikayelerin belki de en ünlüsüdür, ama iletişim konusunda hiçbir şeyden bahsetmez. Marslılarla zihinsel iletişim sıfırdır. Bu türün en iyi hikayeleri, uzaylılara basitçe "kılık değiştirmiş insan" muamelesi yaparlar. Bu tabii ki konudan kaçmaktır.

Zorluk, günümüzdeki düşünce kalıplarımızı ileriye götürmek ve kendimizin "dışında" düşünebilmek konusundaki yetersizliğimizde yatmaktadır. Bunu yapabilinceye kadar evrendeki yaratıkları sadece insan veya insanlık aşamasına ulaşamayanlar olarak gösterebiliriz. İnsan kendi dışında düşünebilmelidir. İşte budur zor olan... ... Her büyük sanatçı ya da bilimadamı bir dereceye kadar kendi dışında düşünebilen kişidir...

Fred Hoyle - Astronomi profesörü, Cambridge Üniversitesi.

Tercüme eden: Barış E. Alkım. Ray Bradbury'nin Mars Yıllıkları'nın türkçe baskısının önsözünden.